24.04.2012

Kötü Haber İletme Sanatı



İstanbul’da üniversitede okuyan genç kız Ankara’daki babasına telefon eder:

- Baba, merhaba. ben Hale….
- Oooo. Benim güzel kızım. Nasılsın bakalım?

Kız ağlamaya başlar; babası ise üzüntü ve meraktan kafayı yemektedir:

- Nooldu kızım? Anlatsana!
- Murat evi terketti. Boşanmak istiyormuş!
- Ne evi lan? Ne boşanması? Sen ne zaman evlendin de boşanıyorsun?
- Hani senin hiç hoşlanmadığın esrarkeş çocuk vardı ya: ben onunla evlendim.
- İyi halt ettin, zilli. Neyse, artık yapacak bi şey yok. Versin mahkemeye, hemen boşansın.
- Boşanalım ama benden 100 milyar istiyor. Eğer vermezsem, iyi zamanlarımızda çektiği çıplak fotoğraflarımı internetten herkese yollayacakmış.
- Püüh... rezil! Çıplak fotoğraf çektirdin, öyle mi?
- Ama babacığım. O benim kocamdı. Ne bileyim böyle bir puştluk yapacağını?
- Peki. Olan olmuş artık. Yarın havale ederim parayı. Öğleden sonra bankaya gidip çekersin; sonra da alıp yakarsın o kahrolası fotoğrafları.
- Sağol baba. Eeee... şey… Bi de kürtaj için 5 milyara ihtiyacim var.

Adam artık iyice fenalaşır. Boğuk bir sesle konuşmaya başlar:

- Kürtaj mı? Bi de hamile mi kaldın o çocuktan sen?
- Aslında ondan değil. Zenci bir çocuk vardı. Zaten o yüzden ayrılıyoruz ya..

Adam bayılmak üzeredir. Nabzı yükselir, tansiyonu düşer, artık inleyerek konuşmaktadır.

- Biz seni oraya okumaya yollamıştık. Sen ne haltlar çevirmişsin. Allah’ım: nedir bu başımıza gelenler? Okulu bititir bitirmez Ankara’ya dönüyorsun, yoksa kırarım bacaklarını!
- İstersen hemen dönebilirim babacığım. Çünkü ben geçen yıl okuldan atıldım.

Adam masanın üzerindeki soğuk su dolu sürahiyi başından aşağıya devirir ve ancak bu şekilde konuşmasını sürdürebilir:

- Okuldan mı atıldın? Hani birlikte avukatlık yapacaktık, zilli? Eh ulan? Sen hele bi gel buraya; ben sana yapacağımı bilirim. Evden dışarıya adım attırmıycam sana. İlk isteyenle de evlendiricem seni.
- O iş zor be baba. Biliyorsun, moda oldu, artık evlenmeden önce eşler birbirlerinden sağlık raporu istiyorlar…Pek iyi bi rapor sunabileceğimi zannetmiyorum ben.
- Allah'ım, çıldıracağım. Bir de cinsel hastalıklar haaa. Kesin o zencidendir.
- Çok pis arkadaşları vardı. Bilmem artık hangisinden kapmışımdır..

Güüüm.. diye bir ses duyulur. Adam kısa bir süre için kendinden geçmiştir; ancak hemen kendisini toparlayıp tekrar telefonu alır.

- Hemen bu akşam dayını yolluyorum oraya. Seni alıp gelecek. Adresini ver bakiyim.
- Mahmutpaşa Karakolu’ndayım. Gelirken kefalet için de biraz para getirsin yanında.
- Karakol mu? Bi de karakola mı düştün layyynnn? Ne yaptın?
- Dün kafam çok bozuktu, çok içmişim. Araba kiralayıp dolaşmaya çıktım. O kafayla Arnavutköy’de kokoreççi dükkanına girdim. Neyseki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralık araba firmasına biraz para vermek gerekir sanırım.

Adam artık iyice kahrolmuştur. Telefonda kısa bir sessizlik olur. Kız tekrar konuşmaya başlar:

- Babacığım. Sakın üzülme! Bütün bunlar bir şakaydı. Ben sadece sınıfta kaldığımı söylemek için aramıştım.

Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykırır:

- Canın sağolsun be güzelim, boşveeerrr. Okul da neymiş? Hiç mühim değil, tatlı canın sağolsun senin!

Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...