17.06.2012

Ermeni Nüfusu Hakkındaki Gerçekler

İstanbul’da doğan Richard von Kühlmann, 1908-1914 yılları arasında Almanya’nın Londra Büyükelçiliği Danışmanı olarak görev aldı. I. Dünya Savaşı sırasında aynı görevi İstanbul’da yürüttü. 1017-1018 yılları arasında kısa bir süre için Almanya’da Dışişleri Bakanlığı görevinde bulundu.

Richard von Kühlmann’ın aşağıdaki raporu, Ermeniler’in I. Dünya Savaşı öncesindeki Anadolu’da bulunan gerçek nüfusları hakkındadır. Bu rapor, Ermenilerin soykırım iddialarını çürütmektedir çünkü günümüzde Ermeniler hakkında verilen katliam rakamlarının, o sırada Anadolu’da bulunan Ermeni nüfusundan fazla olduğu ortaya çıkarılmıştır.

"Büyükelçilik Müşaviri Kühlmann’dan Bethamnn Hollweg’e (Londra, 28 Mayıs 1913)

Şu andan itibaren ağırlık noktası Asya’da olacak olan Türk İmparatorluğu’nun geleceği sorunu, sallantıdaki barış görüşmelerini de gölgeliyor. Asya Türkiye’sini tehdit eden bütün tehlikelerin içinde Ermeni koşullarından çıkanı büyük farkla en acil olanı.

Çok yetenekli, ama huzursuz bir halk olan Ermeniler, Yahudiler’e az benzemiyorlar, ticaret yaparak dünyanın birçok oturum bölgesine yayılmışlardır, bunlar köken olarak savaşçı ve gaddar Kürtlerle birlikte, bir kul ve koruyucu ilişkisi içinde, sürekli haraçlarla satın alınan göreceli can ve mal güvenliği altında yaşıyorlardı. 

Özellikle Amerikalılar’ın yürüttüğü etkin misyon çalışması, çok sayıdaki okul ve kurumla genç, batılı düşünce ve amaçlarla dolu bir gençlik yetiştirmişti, bu çalışma, her ne kadar Ermeniler’in Kürtler’den ağır baskı gördükleri inkar edilemezse de, bugünkü Ermeniler’in tehlikeli huzursuzluklarından mutlaka sorumludur. Ermeni sorunlarının büyük zorluğu, her şeyden önce coğrafya ve Ermeni halkının dağılımında yatıyor. Daha şimdiden, Ermeni olarak isimlendirilebilecek bölgeler, üç ülke arasında bölünmüş durumda: Türkiye, İran, Rus Kafkasya’sı.

Kamuoyundaki tartışmalarda hemen hep Türk Ermenileri’nden konuşuluyor. Ama bundan, Rus Ermenileri’yle her şeyin pek yolunda olduğu sonucunu çıkarmak yanlış olur. Kafkas bölgelerindeki koşulları bir ölçüde tanıyan herkes, oradaki Ermeni öğenin sürekli bir kaynama içinde olduğunu, tüm soyguncu ve devrimci girişimlere en iyi çekirdek kadroları verdiğini ve ancak demirden bir yumruk altında sakin tutulabildiğini bilir. İran devrimine katılan gönüllülerin büyük bölümü bu Kafkas Ermenileri’ndendi.

Türk Ermenileri’nin yazgısını düzeltmek için yapılan sayısız plan hep, Türk Asya’sının hiçbir yerinde, hatta alışılmış olarak Ermeni diye adlandırılan vilayetlerde bile Ermeniler’in, yaklaşık olarak bile bir çoğunluk olmamaları nedeniyle gerçekleşemiyor. Alışılmış olarak Van, Diyarbekir, Bitlis ve Mamuret vilayetleri Ermeni sayılırlar. Bunlardan Van’da 420.000 Müslüman, Rum ve Hıristiyan’a karşı 81.000 Ermeni var; ahalinin 1/5’ini oluşturuyorlar. Diyarbekir’de diğer cemaatlerden 463.000 kişiye karşı 79.000 kişi ile yani 1/6, Bitlis’te 131.000 kişi ile Ermeni olmayanların 1/3’ü, Mamuret’de 70.000 ile 1/8’i (bu sayılar Ermeni kaynaklarındandır ve mutlaka yüksek gösterilmiştir).

Küçük Asya ve Suriye’deki 14.500.000 kişilik toplam nüfusun 1.200.000 kadarı Ermeni’dir. Bunlardan, onların en yoğun oldukları yerlerde bile ahalinin 1/3’ünü oluşturmadıkları, diğer bölgelerde ise görece küçük bir azınlık olduklarını çıkarabiliriz. Bu, köklü reform eylemleri için ufkun çok umut verici olmamasına neden oluyor.

Herr Paul Cambon, İstanbul’da Büyükelçi iken, 20 Şubat 1894’de, bugün de hâlâ yüksek derecede okumaya değer olan Ermeni sorunu üzerine toparlayıcı raporunda, şu melankolik sonuca varmıştı: Ermeni sorununun bir çözümü yoktur (Sarı Kitap, Affaires arméniennes 1893/97, sayfa 11).

Ermeni sorununa daha yüksek enternasyonal bir önem sağlayan şey, Türkiye’nin küçük Asya, özellikle Ermeni vilayetleri için İngiliz memur ve reformcular dilemiş olması ve –iyi bilgilere göre– buna olur almasıdır. Ermeinstan’daki huzursuzluklardan doğrudan yararlanacak tek büyük güç Rusya’dır ve tehlikeli huzursuzluklar bahanesiyle Ermeni bölgesine Rus ordusunun girmesi, her zaman hesaba katılan bir ihtimal idi. Bunu hiç kimse, genelde iyi bilgi sahibi olan İngiliz hükümetinden daha iyi bilemez. Diğer yanda çok sayıda reformcu yollayarak İngiltere’nin, Asya Türkiye’sinin korunması için büyük ahlâki sorumluluk üstlenmesi, öbür tarafta Rusya ile sürtüşme ihtimalini de içinde barındırıyor. Resmî Rus politikası da tıpkı İngilizler’inki gibi Asya Türkiye’sinde bir status quo istiyor, ama özellikle Rus politikasında egemen olan güçlü alt akımlar, er ya da geç Türk Ermenistan’ına yayılan bir politikayı gündeme getireceklerdir. İngiliz-Amerikan eğitimli, 70.000 candan oluşan Ermeni Protestanları’na da dayanan İngiliz reformcular, orada Rus hareketine karşı bir duvar oluşturuyorlar. Bu bakış açısından, İngiliz reformcuların küçük Asya idaresine yollanmaları, semptomatik bir anlam taşıyor. Geçici olarak sakinleşmiş olan İran sorununun yanısıra, Ermeniler de bir İngiliz-Rus sürtüşme alanı oluşturabilirler. Rus ittifakı yanlılarının sayısı artmıyor. Bunun için, Asya’da Rusya karşısında sürekli, kayıtsız şartsız geri çekilmenin belki sona ermekte olduğuna işaret eden her belirti, iki kez dikkate alınmayı hak ediyor."

Esas Kaynak: Alman Belgelerinde Alman-Türk Silah Arkadaşlığı ve Ermeniler, Serdar Dinçer
Çalışma Kaynağı: Asılsız Ermeni İddiaları

Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...